"Kendini geliştiren ve yeniden oluşturabilen DNA moleküllerinin varoluş formu " şeklinde kestirme bir yanıt çok da yanlış sayılmaz.
Daha zor olan soru dizisi
- Benim için hayat nedir?
- Benim için kendi yaşamımın bir anlamı var mı/olmalı mı?
- Yaşamı anlamlandırmak şart midur?
Ben kendi adıma böyle sorulara yanıt aramaktan mutsuzluk duymuyorum, hatta hoşuma gidiyor denebilir.
Bu belki de yaşla ilgili; pek çok insan gibi ben de orta yaş krizini aşmaya çalışırken,
"şöyle bir geriye çekilip" ,"dur bakalım nereye gidiyoruz?" diye sorma ihtiyacı hissettim.
Ne de olsa varsayılan ömür süresi beklentisi giderek azalmakta...
Bu yaşlarda esasen " amaçsızlık" daha bunaltıcı oluyor.
Varoluşçu psikoterapi ekolü böyle sorunlarla uğraşmak için geliştirilmiş.
"Varoluşun -katlanılamaz- hafifliği" ile başbaşa kalmak psikiyatrlara epey hasta çıkarıyor olmalı. Hayatın bir anlamı var mı bilmiyorum ama benim hayatta amaçlarım var.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder