27 Kasım 2007 Salı

Gelişim psikolojisi

Gelişim düzeyi kavramını Jean Piaget e borçluyuz. Piaget Teorisi olarak bilinen teori, herkesin değişmez bazı düzeylerden geçtiğini ve bunların birbirinden ölçülebilir olarak ayrıldığını ortaya koymuştur.

Teoriye göre, öğrenme nicel değil, niteldir. Yani, küçük bir çocukla büyük bir insana aynı soru sorulduğunda çocuğun farklı cevap vermesinin nedeni bilgi miktarının az olması değil, dünyaya farklı şemalarla baktığından kaynaklanmaktadır. Burada “şema” kelimesi ile organizmaların içinde yaşadıkları dünyayı kurgulamak ve davranış belirlemek için kullandıkları zihinsel organizasyonlar kastedilmektedir.

Piaget, her organizmanın doğduğunda “refleks” olarak adlandırılan temel şemalarla dünyaya geldiğini, diğer yaratıkların aksine insanoğlunun bu şemaları bırakıp yeni şemalar oluşturabildiğini söyler. Piaget teorisinin temeli de “denge prensibi” olarak adlandırılan bu temele dayanır. Yerleşik bir şema üzerine yeni bilgiler edinildiğinde (asimilizasyon) uyumsuzluk ve bir çatışma, dengesizlik oluşuyorsa, mevcut şema değiştirilir (accomodation) ve yeniden düzenlenir.

Örneğin Latin harfleriyle okuyup yazmaya alışık birinin aynı karakterlerle okunup yazılan bir dili öğrenmesi Kiril alfabesiyle okuyup yazan birinden daha kolay olacaktır. Ancak yeni dili öğrenebilmek için mevcut şemalarını değiştirmesi gerekecektir.

Piaget, çocukların gelişimlerinde 4 ana aşama olduğunu ortaya koyar:

Duyu-hareket

Genelde gelişimin ilk iki yılında gerçekleşir. İçgüdüsel hareketlerin ağırlıkta olduğu bu dönemde önce kendini çevresindeki objelerden ayırır. Daha sonra hareket edebildiğini ve objeleri hareketlendirebildiğini anlar. İpleri, giysileri çekiştirme gibi. En son olarak obje sürekliliğini (object permanence) sağlar ve nesneleri algılamadığı zaman onların var olmaya devam ettiklerini kavrar. Bu dönemde bebeklerde görülen en yaygın özellik nesnenin sürekliliğini kavrayamaması nesnelerin büyüklük ve hacimlerinin farkında olmamasıdır. Reflekslerden şemalara geçilir, doğadan ayrışım gerçekleşir, ertelenmiş taklit, monolog, hedefe yönelik davranışlar gerçekleştirilir, nesne sürekliliği, bu dönem gelişim özellikleridir

İşlem öncesi

Genelde 2–7 yaşları arasında yaşanır. Objeleri kelime ve resimlerle simgeleyebilmeyi öğrenir ve “dil” kullanmaya başlar. Benmerkezcidir, kendinden başkalarının bakış açılarını algılamakta zorlanır. Objeleri sadece tek bir özelliklerine göre sınıflandırabilir. 2 dönemden oluşur. 2–4 yaş sembolik ve 4–7 yaş sezgisel dönem. Paralel oyun, oyunun simgeleşmesi, toplu monolog, kişilerin sürekliliği, animizm, tek yönlü düşünce bu dönemde görülen gelişimsel özelliklerdir.

Somut İşlemler

Genelde 7–11 yaş arası yaşanır. Olaylar ve nesneler hakkında mantık yürütebilir. Sayıların korunmasını genelde 6 yaşında, kütlenin korunmasını genelde 7 ve ağırlığın korunmasını genelde 9 yaşında kavrar. Nesneleri birkaç özelliklerine göre gruplayabilir ve organize edebilir (büyükten küçüğe, hafiften ağıra doğru gibi) somut işlemler yapılır, çok yönlü sınıflama yapılır, korunum kavramı kazanılır, benmerkezci düşünce tarzından kurtulur göreli düşünmeye başlar, Bu tür insanlar çok duygusal olurlar.

Soyut İşlemler

Soyut hipotezler üzerine mantık yürütebilir, varsayıma dayanan, geleceğe yönelik, ideolojik problemlerle ilgilenmeye başlar. Bu da demektir ki çocuklar geç algıdan erken algıya ilerlerler. Böylece ergen egosantrizmi başlamış olur.

17 Kasım 2007 Cumartesi

Kohlberg'e göre "ahlak"ın gelişim aşamaları

Tanım:
Çocuğun hayatının ilk yıllarında başlayan ve yaşamı boyunca devam eden içinde yaşadığı toplumun değer yargılarını kabullenme ve sosyalleşirken o toplumun iyi ve kötülerini öğrenme sürecidir.

Ahlak Gelişimi İle ilgili Temel Kavramlar:
  • Karakter (kişiye özgü davranışlar bütünü)
  • Disiplin (işbirliği yapabilme kuralları tanıma ve uyma, başkalarının haklarına saygı gösterme)
  • Vicdan (insanın kendi davranışlarını ahlaki ölçülere göre değerlendirerek bunlar hakkında yargıda bulunması)
Kohlberg ve Ahlak Gelişimi
Kohlberg ahlak gelişim kuramını yapılandırırken Piaget ve John Dewey den etkilenmiştir.
Ahlak gelişiminin 6 düzey ve 3 evrede sınıflandırılabileceğine inanmaktadır

Kohlberg’in Ahlak Gelişimi SInıflandırması
Düzey (A) Gelenek Öncesi
  • Evre (1) İtaat ve ceza
  • Evre (2) Bireyselcilik, saf çıkarcı eğilim
Düzey (B) Geleneksel
  • Evre (3) İyi kız /erkek (iyi çocuk olma eğilimi)
  • Evre (4) Kanun ve düzen
Düzey (C) Gelenek Sonrası
  • Evre (5) Sosyal Anlaşma
  • Evre (6) Evrensel Ahlak
Gelenek Öncesi:
Ahlak gelişiminin ilk basamağı ilköğretim düzeyinde bulunmaktadır. Bu düzeyin ilk evresinde bireyler davranışların nasıl yapılması gerektiği kendilerine çevresindeki yetişkinler tarafından söylendiği için sosyal normlara uygun davranırlar. İtaatin nedeni cezalandırılmaktan kaçınmaktır.
İkinci evrede ise doğru davranış kişinin gereksinimlerini tatmin eden davranıştır.
Geleneksel Düzey
Ahlak gelişiminin ikinci düzeyi geleneksel kurallara uyma ile ilişkilidir.
Üçüncü evrede diğer insanların onayını kazanacak davranışlar sergilenmeye çalışılır.
Dördüncü evrede ise toplumsal düzenlemelerin sorgulanmadan kabul edilirken iyi davranış katı kurallara uymak olarak tanımlanmaktadır.
Gelenek Sonrası
Kohlberg bu düzeye yetişkinlerin pek çoğunun ulaşamadığını belirtir.
Beşinci evrede ahlaksal inançlarda esneklik görülmektedir. Kurallar, toplumsal düzeni sürdürmek ve başkalarının haklarını korumak için gereklidir.
Altıncı evrede bireyler kararlarını verirken adalet, eşitlik ve başkalarını anlama gibi ilkeler esas alınmaktadır.
Ahlak gelişim düzeyi ve yaşlara göre gelişim
Birinci evre daha çok çocukların düşünme stillerini yansıtırken (5–8 yaş)
İkinci evre 8 yaşından sonra görülmeye başlayıp ergenlikte kaybolur
Üçüncü evre ergenlik boyunca devam eder.
Dördüncü evre ergenliğin sonuna doğru gelişir ve pek çok yetişkininde ulaşabildiği son evre olarak kabul edilir
5. ve 6. evre ise kazanılabilirse 20 yaş civarında ortaya çıkmaktadır.
Heinz ve ilaç çalma öyküsü
Avrupa ölümcül bir kanser hastalığına yakalanan bir kadın için doktorlar bir ilacın yaşamını kurtarabileceğini söylerler. Henüz yeni bulunmuş olan bu ilaç yaşadıkları bir şehirdeki eczanede satılmaktadır. Ancak eczacı ilacı bulmak için çok fazla zaman harcadığından ilaç çok pahalıdır. 2000 dolar olan ilacı almak için Heinz’ın sadece 200 doları vardır. Heinz tanıdığı herkesten borç para ister ancak hâlihazırda sadece 1000 doları vardır. Heinz eczacıya karısının ölmek üzere olduğunu ve ilacı daha ucuza verip veremeyeceğini ya da borcunu daha sonra ödeyip ödeyemeyeceğini sorar ancak eczacının cevabı buna hayır olur. Umutsuzluğa kapılan Heinz camı kırarak içeriye girer ve ilacı çalar. Heinz’ın bu davranışı doğru mudur?
Kohlberg bu öyküsü anlatırken cevabın doğru ve yanlışlığı ile ilgilenmekten çok cevabın arkasında yatan nedenlerle ilgilenmiştir.

I. Düzey 1. Devre cevapları: (Güdülenmeler ve gereksinme sonuçları göz önüne alınmaksızın, davranış fiziksel zararla ölçülür.)

Evet- "İlacı çalmalı. İlacı çalmak aslında kötü bir şey değil. İlaç için baştan para vermeyi de denedi, zaten aslında çaldığı ilaç 2,000 dolarlık değil. 200 dolarlık."

Hayır- “ İlacı çalmamalı. Büyük bir suçtur. İzin almadı, zorla eczaneye girdi. Çok pahalı bir ilacı çalıp eczaneye de kapıyı vs. kırıp girerek çok zarara yol açtı.”

II. Düzey/3.devre cevapları: (Davranış güdüye ve davranışı yapan kişiye göre değerlendiriliyor. Bir davranış eğer , özgecil(diğerkam) bir güdüye dayanıyor ya da böyle bir kişi tarafından yapılıyorsa, iyidir, bunun tersi ise kötüdür.)

Evet- "İlacı çalmalı. İyi bir kocanın yapması doğal olan bir şeyi yaptı. Karısını sevdiği için yaptığı bir şeyden dolayı onu suçlayamazsınız. Eğer karısını kurtaracak kadar sevmeseydi o zaman suçlanırdı."

Hayır- "Çalmamalı. Karısı ölürse, Heinz suçlanamaz. Yasal yollarla yapabileceği her şeyi karısını sevmediği ya da kalpsiz olduğu için yapmamış değil. Bencil ve kalpsiz olan eczacıdır."

III. Düzey/6.devre cevapları: (İyi niyet, bir davranışı doğru ya da yanlış yapmaz. Ancak bir davranış, kişisel olarak seçilmiş ilkelere dayanıyorsa yanlış olamaz. Kurallara uymamak aslında doğru bir davranış olabilir, fakat bu sadece kuraldan sapma ile bir ahlak ilkesine kesinlikle ters düşme arasındaki bir tercih durumunda söz konusudur. Ahlak ilkelerinin de yasal kurallar kadar, hatta daha fazla önemi olduğuna inanılır).

Evet - "Bu durum Heinz’ı çalmakla karısını ölüme terk etmek arasında bir tercihe zorlamaktadır. Bir tercih yapılması zorunlu olduğu zaman çalmak ahlaken doğrudur. İnsan hayatını koruma ve ona saygı gösterme ilkesine dayanarak hareket etmesi gerekir"

Hayır- "Heinz, karısı kadar ilaca ihtiyaç duyan başka insanlar da olup olmadığı konusunda bir karar verme durumundadır. Heinz karısına karşı duyduğu kendi hislerine göre değil, söz konusu olabilecek bütün insanların hayatının değerini göz önüne alarak hareket etmelidir."

.

Bu cevap örneklerinden de görüldüğü gibi, Kohlberg’in kullandığı ahlak problemleri kesin doğru ya da yanlış davranışı kolayca saptamaya uygun değildir. Burada dikkat edilen, doğru ya da yanlış yargısına ulaşmak için gereken usavuruştur. Kişinin hangi ahlak devresinde bulunduğunu bu usavuruş gösterir.